Arama
Favorilerine Ekleyenler
Favorilere Eklemek için Giriş yapmanız gerekiyor.Son Eklenen Şiirler
YAŞADIĞIMIZ DEPREM VE ...
SEVGİLİ KENDİM...
Sözler anlamsız manala...
Yok eski ben artık yor...
Uzak yakın gibi göründ...
Çöllerde kaybolmuş gib...
Bazen zamanla varırsın...
Beni sorarsan yaşıyorum
Susarsam
Ömür akıp gidiyor bekl...
Yaktı geçti yüreği
Yazılar » ARZ EDİYORUM SEVENLERİME SEVMEYENLERİME...
Cıvıldayan bir ömrü içime sığdırmakla iştigal gel gör ki: içime sığmayan bir endamlı destan misali…
Yâd filan da etmiyorum artık dünü ve nankörü.
Yarenlik de etmiyorum sahte dostlara.
Kalıplar saklı insan izleklerinde ya da insanlar mı saklı o kurumuş kırık seramik vazolarda? Her biri eğri büğrü sanırsın ki dünyayı resmetmiş seramikçi ve işte içindeki boşluğu sunmuş sözüm ona sanata oysaki bilmiyor: hayatın bir sanat olduğunu.
Göğün muktedir ve muteber yolcuları ve her birinin kanatları adeta birer doğa harikası:
Yüce Rabbin yaratısı kâinat ve hiçbir ressam hiçbir seramikçi bunu yansıtamıyor yaratmaya çalıştığı esere.
Renklerin mucidi sıfatlar asılı gök kubbede ve insanlar asılı ama hiçbiri askıda ekmek değil çünkü asi ve şarlatan ruhlar hak etmiyorlar Rabbin bahşettiğini…
Yol uzun.
Yarenim yanı başımda ve bu sefer, gerçek bir dost var yanımda.
Yâdım azıcık tuzlu ve nemli ama her şeyi de canımı yakanları da bırakmışken dünde…
Kayıp değilim asla.
Kayıp yıllarım da yok benim çünkü yaşanmışlıklar ile ben bu güne ve bu güce eriştim.
Yol tozlu olsa ne ki?
Ben illa ki süpürürüm yolları ayıklarım da ayrık otlarını ve dikenlerimi ayrı seviyorum ne de olsa bazılarının kinayesinde zikrettikleri gibi dikenlerim acıtmıyor asla onlar gibi.
Sözcükler.
Ruhum.
Endamım ve de.
Yasımdan da kime ne ve yaşımdan da?
Yalnızlık sorgulanıyor iyi de nereden biliyorlar yalnızlığın ne olduğunu ve insanın ne yaşadığını ve nasıl da şatafatlı duyguları ve engin bir zihni olduğunu?
Günümüzdeki tek ölçüt elbet para.
İnsanı hizaya getirmesi gerekirken yoldan çıkaran da.
Ne sefilim ne derviş sadece insanım ve ben de biliyorum paranın nasıl bir ölçüt olduğunu.
Sorguluyorlar her ne ise; vasıf ve sıfat olarak ismimin başına eklediklerini ve kendi yalanlarına kendi inanıyor MİTOMAN denen insanlar ve her nasılsa karşısındaki de yalan söylüyor diye yanlış ve hastalıklı bir algıya kapılmışlar.
Renklerin hası.
Beyazın ve masum kalabilmenin hazzı.
Doğrunun da tek olduğu.
Sözcükler karaborsada bu aralar belki de duyguların tek/elinde ve işte beynim iken en büyük sermayem ve kapış kapış insan çığlıkları kiminin arkadan sövdüğü kiminin kinini yüzüme püskürttüğü.
Yazmak ve de.
Aşk, deyip de kendimi yazın ve edebiyat dünyasında doya doya ifade ettiğim…
Bir de Edebiyat ile uzaktan yakından ilgisi olmayanların sarf ettikleri:
Yazarlıktan para kazanıyor musun?
Sorulan o bariz yegâne soru.
Ardı arkası kesilmeyen sorular ve önyargılar.
Hayatı sadece para ve makam ile eşleştirenler.
Ve evet, kısmen haklılar ama kısmen hele ki sevmediği bir mesleğin de eğitimini almışken insan ve başka sularda yüzmüşken…
Şaibeli dahi addedilebilen.
Renkler ve insanlar.
İç sesim ve iç dünyam ve de alabildiğince farkında olduğum dış dünya ve bir o kadar gerçek olup gerçekçi olduğum…
İnanç dahi sorgulanırken ve daha nicesi.
Gerçekler ve gerçek yüzler.
Askıda ekmek değil ama:
Askıda yalan ve iftira ve kin ve nefret.
Alabildiğine uzak olduğum kadar da olabildiğince zarar gördüğüm.
Gönlün rotası belli.
Aklın da her şeye yettiği.
Duyguların ise ayaklar altında ezildiği.
Kayıpların ve ölümlerin ve yitimlerin bile önem arz etmediği…
Ve arz ediyorum talebim kadar.
Tasvirim ve teşrifim ve tutanağım:
Gerçekçi olduğum kadar da gerçek ve doğruyum ve doğrunun peşindeyim ve kendimi kucaklayabilip de kendime duyduğum saygı, sevgi ve güvenin arkasındayım ve arkamda iken beni bilen yüce Mevla…
Arz ediyorum inancımı, sevgimi ve hürriyetimi ve aklımı.
Duygular asla mantıklı ve akılcı düşünmeye engel değildir ve yazmak asla parayla ölçülemez.
Çok yazar tanıdım çok da şair ve hepsi de yakınıyordu:
‘’Yazarlıktan para kazanılmaz…’’ diye.
Diyenlerin yalancısıyım ve yaşadım gördüm lakin…
Daha da yaşayacağım ve yapacağım çok şey var yazmaktan da öte…
Arz ediyorum.
Arz-talep eğrisindeki o optimum nokta hep de yerleşik olmasa bile arz-talep eğrisinde, bu, gerçekleri asla değiştirmez.
Her ne kadar eğitimini aldığım İşletme mesleğimi çok sevmesem de babama rahmet okuyorum: eğitimci ve idealist baba rol modeli ile bana örnek ve ilham kaynağı olduğu için ve kıyısından köşesinden nasiplenip de öğretmenlik yaptığım yıllarla ve de öğrencilerimi hatırladıkça gurur duyuyorum kendimle hem yeteri kadar mütevazı olmamla da bir tutulmuşken saf addedilen benliğim.
Haram lokma yemediği kadar bana da haram-helal ve doğru nedir, diye öğrettiği için aileme olan gönül borcumu asla ödeyemem…
Arz ediyorum sevenlerime sevmeyenlerime…