
DELİ GENÇLİK
Gün ışırken kayalıklarda
Dolaşan yavru geyikler gibi.
Geldi yanıma oturdu şöyle
Islak serin gözleri.
En güzel günlerinde aşkımızın
Aşağıdan taze rüzgârlar eser.
Yosunlu bir çeşmeden
Bir çift karaca eğilmiş su içer.
Titreyen ellerimle okşadım, sevdim
Tutup o incecik bileği,
Göremem düşlerimde bile artık
O çekingenliği, güzelliği.
Hey atılan tohumları ilk aşkın
Dünya yüzündeki avarelik.
Üstümüzde şaşkınlığı hulyaların
Aşkın o güzel kudreti.
Ortalıkta bir serinlik...
Kuşlar sevinçle uçardı üstümüzden
Bulutlar alçaklardan gider,
Biz sevda içindeydik.
Ali Püsküllüoğlu
UYANIK UYKUDA
Düşteyim işte. Çıkageldi bir güz yeli
Hafiften. Bir buğu gibiydi gök.
Ey kendini saklayan geçmiş, ince bir tül ardında;
Güz geldi ve yıldızlarını üstüme dök.
Artık büyüdüm. Ey sonsuz çocukluk!
Atlar, atlıkarıncalar ve yolculuk.
Tuhaf değil mi, bu leylekler nereye göçer
Gök yolunda? Yazdan kalan kanat sesleri
Gibi duyuluyor. Her şey bir bir ve örtük,
İnce, bilinmez bir yüz sanki.
Bir kuru ağaç olarak kalayım mı?
Öyleyse ey güz, dök yapraklarımı!
Gövdemi kemirecek kurtlar toprakta
Gözlüyor yolumu. Beklesinler bakalım.
Ayaklarım sağlam basıyor daha, yolum var
Günlere. Üşüsem, ısıtıyor kanım.
Ben bir leyleğim, uykuda uyanık/ güz geldi artık
Göçüyorum yarı uyur, yarı uyanık.
Ali Püsküllüoğlu
GÜNÜN HERHANGİ BİR SAATİ
Bir yıldız, bir karanlık
düştü şavkı suya.
Çok değil burda artık
(ülkem için) gözyaşı
azıcık, birkaç damla.
İşte bir gün daha bitti
çocuğun gözleri doldu.
Kuyunun suyu çekildi,
gidip geliyor (gölgem)
her zaman hiçbir zaman arasında.
Nerde haziranlar nerde temmuzlar
açan her gül?
Bir düş solar
(saati yürür) çünkü,
inceden, acıyla.
Çekilmiş olsam da bir köşeye
gözlerimi yummuyorum
hiçbir şeye,
(hayır, diyorum) hayır
yüz kez, bin kez ve daha.
Yok olmaz, biliyorum
söylenmemiş bir söz bile.
Gün ışığı mı yitecek
gece karanlığı mı (diyorum)
bilinmez ama.
Bir yıldız, bir karanlık
işte bir gün daha bitti,
çok kalmadı sabaha.
Saati yürüyor günün
her zamanla hiçbir zaman arasında.
Ali Püsküllüoğlu
SİS
Diyor ki bana, sevdayı ateşten
Bir gömlek gibi giydin mi
Diyorum ona, Ferhat'ım dağlar gürzümden
İnledi ve yol verdi sularıma. Acı dindi
Diyor ki, hiç mi kıskançlık katmadım
Bakışlarına
Diyorum ben de, göğsümden çıkan ah
Nice kartal vurdu, aşkla
Soruyor, ölüm mü her zaman
Yenecek, nedir bu korku
Diyorum, Lokman da bir zaman
Tanrı'ya bunu sordu
Diyor, kırılırsa kanadı sevginin
Nasıl uçar, göklerde
Diyorum, o bir umuttur, bilesin
Havalanır yine de
Soruyor bana, kalacak mısın böyle
Adı yarına mahkum bir ozan olacak
Diyorum ona, nice yollar var gidilecek, nice
Uçurumlar var daha, atlanacak
Soruyor bana, bu sis nasıl dağılır
Tarih bile susarken. Anlat olanı
Diyorum ona, şiirim bir uyaktır
Yiğitçe, ta kalbinden vurur zamanı.
Ali Püsküllüoğlu
SİS
Diyor ki bana, sevdayı ateşten
Bir gömlek gibi giydin mi
Diyorum ona, Ferhat'ım dağlar gürzümden
İnledi ve yol verdi sularıma. Acı dindi
Diyor ki, hiç mi kıskançlık katmadım
Bakışlarına
Diyorum ben de, göğsümden çıkan ah
Nice kartal vurdu, aşkla
Soruyor, ölüm mü her zaman
Yenecek, nedir bu korku
Diyorum, Lokman da bir zaman
Tanrı'ya bunu sordu
Diyor, kırılırsa kanadı sevginin
Nasıl uçar, göklerde
Diyorum, o bir umuttur, bilesin
Havalanır yine de
Soruyor bana, kalacak mısın böyle
Adı yarına mahkum bir ozan olacak
Diyorum ona, nice yollar var gidilecek, nice
Uçurumlar var daha, atlanacak
Soruyor bana, bu sis nasıl dağılır
Tarih bile susarken. Anlat olanı
Diyorum ona, şiirim bir uyaktır
Yiğitçe, ta kalbinden vurur zamanı.
Ali Püsküllüoğlu