
KİM BİLİR
Güneşle beraber söndüğüm akşam,
Ağlayacak hangi rüzgâr, kim bilir?
Mermer bir heykele döndüğüm akşam,
Başucumda kimler yanar, kim bilir?
Her yanında yanık bülbüller öten,
Bahçelerden bir gün sessiz geçerken,
Tabutumu yeşil dallar içinden,
Seyredecek hangi bahar, kim bilir?
Nerde bizi candan seven o yolcu?
Niçin türküleri aksetmez oldu?
Diyerek ruhuma çam kokusunu
Yollayacak hangi dağlar, kim bilir?
O yıl güllerimi kimler derecek?
Bağımda üzümler nasıl erecek?
Bana en son yudum suyu verecek
Hangi pınar, hangi pınar, kim bilir?
DENİZ HASRETİ
Gözümde bir damla su deniz olup taşıyor
Çöllere kalmış gibi yanıyor, yanıyorum.
Bütün gemicilerin ruhu bende yaşıyor
Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum.
Nasıl yaşacağım ey deniz senden uzak?
Yanıp sönüyor gibi gözlerimde fenerin.
Uyuyor mu limanda her gece sallanarak
Altından çivilerle çakılmış gemilerin?
Sevmiyorum suyunda yıkanmamış rüzgarı
Dalgaların gözümde tütüyor mavi, yeşil.
İçimi güldürmüyor sensiz ay ışıkları
Ufkunda yükselmeyen güneşler güneş değil.
Bir gün nehirler gibi çağlayarak derinden
Dağlardan, ormanlardan sana akacak mıyım?
Ey deniz, söyle bir gün sana bakacak mıyım
Elma bahçelerinden, fındık bahçelerinden?
SEVGİLİME
Yolunda gençliğim sönse de, yine
İçimde kız senin aşkın var yeter.
Baygınlık çöksün de kirpiklerine
O kumral saçlarla beni sar yeter.
Varlığın uçarken en şakrak çağa
Dolaştım bakıştan, nurdan bir ağa;
Beni öldürmeye ve yaşatmaya
O baygın gölgeli bakışlar yeter..
Karşısında hasretle gelsem dize de
Anlatsam şu gönül ne felekzede.
Bahar yollarında ikimize de
Menekşe türbeli bir mezar yeter...