
Göğü kucaklayıp getirdim sana
Kokla
Açılırsın
Solmuşsun
Benzin sararmış
Yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
Çam kolonyası getirdim sana
Kentli dağlıların haklı sevdasını
Bolu ormanlarından çarpan bir koku
Sanki köroğlunun ter kokusu
Aman kokusu, billah kokusu
Canlarım ,canım benim
Üzme kendini bu kadar
Sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var
Bak yeryüzü ne kadar geniş
Ne kadar dar
Dur
Akıtma gönlüm yaşını
Gözünden öpecek bir yer bırak
Oy bana en yakın
Bana en uzak
Sevgili yar
Hasretine vur beni
Giyecek çamaşır getirdim sana
Adettir diye değil, sevdim diyedir
Bağışla, eski biraz
Bedenim uygundur diye bedenine
Elimle yıkadım, ütüledim
Elma ağacında kuruttum
Günler sarmal bir yay gibi
Bunu unutma
Bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
Bunu unutma
Seni ben her yerinden öperim
Beni unutma
Kadere inansaydım
Sana inanırdım
Düşürmem sigaramın ucundaki külü ben
Öyle kırık bakma bana
Caddeler nasılda genişliyor
Sana bunu söyleyecektim
Bileyli bir makas vardı yanımda
Sana bunu söyleyecektim
Hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri
Sana bunu........
Oyyy nasıl söyleyebilirim
Deliren sevdamızın kısrak huyunu
Elimi tut
Tuttururlar, o kadarına izin verirler
Kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu
Bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız
Sen içerde
Ben dışarda.....
Oyyy mahpusluk mahpusluk......
Arkadaş Özger
PENCERE
Pencereyi kapama
Gök dolabilir içeri
Sen neyi görebilirsin
Islak bir bulutun ağışını mı
Pencereyi kapama
Kuş dolabilir içeri
Sen neyi taşıyabilirsin
Kırık bir dalın yükünü mü
Pencereyi aç
Soluğun çıksın dışarı
Sen büyütmedin mi ciğerinde onu
Kokusu hayatı yıkasın diye
Pencereyi aç
Sesin sarsın dünyayı
Duyulur elbet ta ötelerden
Yürek kendini tanır
Arkadaş Özger
Eski Bir Gün İçin Şiirler
Ve sevinç güzel bir denizle başladı
ve güneş ipi kalınlaştırıyordu
sonra ansızın uzayıverdi ip
bir ucu orda kaldı
bir ucu bende
ve iki uç arasında sıkışan
karışık bir sevgiyi acabayla büyüten
bir güzelliğin negatifini büyüten
ince bir yüreğe dayanamadı
ip
koptu
sevinç
güzel bir denizle kaldı
ve güneş bir bulutla rahibeleşiyordu
sevgilim
bugün
helva yedim şarap içtim göğe uzandım
avuçlarımda hüzünlü bir aşk
ince kemikli bir eli okşuyorum
göğü okşuyorum
yabani bir diken batıyor avuçlarıma
bir çakıyla parmağımı kesiyorum yanlışlıkla
sanki bilerek yanlışlıkla kesiyorum
sanki aşkı kesiyorum
aşk parmağımda yanlış bir uçurum
dokunurken bırakır ürkek bir martı gibi
çünkü deniz orda
-ben alışkın değilim bir eli martılamaya
çünkü deniz orda
çünkü deniz orda
-heyecan verir bana aşk
çekilir kuytusuna
uzar gider gecede
bırakarak cinsel tortusunu
sevgi
denizin başlangıcı
seni koruyacam
tamamlıyacam
seni kazanmalıyım
istediğim kadar beslerim seni
büyütürüm içimde seni
çok çok çok
bir şey ver bana
seni seviyorum
(Eylül 1970)
Arkadaş Zekai Özger