yüreğinizin şiir adresi !
...ben edebiyattan ibaretim...KAFKA

Forumlar » Genel » Türk Şairlerimiz » Bahaettin KARAKOÇ


  Yazar   Mesaj
Kurşunkalem Online status
№: 113  Tarih: 2016-04-06 01:40 GMT
  

Administrators

Mesaj: 113
Ülke: Turkiye

AŞK
Andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki,
Kar altInda terleyerek uyanmaktır aşk.
Yanmış iki cesedin kına gibi külleri arasından
Fışkın sürerce dirilip yeniden yanmaktır aşk.
Cümle ağaç kapıları, cümle demir kapıları aşıp,
Bir gönül kapısına dayanmaktır aşk.
Sevgilinin otağını gökkusağına boyayıp gece-gündüz,
Hüznün safran sarısıyla boyanmaktır aşk.
Yaratmaktır ya da sevgilinin toprağından yaratılmak,
Her nefes alıp verişte yanmaktır aşk.
İsmaili bir gönülle teslim olmaktır bıçağa,
Birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk.
Diline arılar konar, koynunda karıncalar gezer,
Sevgilinin ölçeğiyle her zaman sınanmaktır aşk.
İsrafil'in Sur'unu ruhunda duymaktır aşk,
Suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktır aşk.
Bahaettin Karakoç 

 
ALACA KARANLIĞINDA AŞK YOKUŞUNUN 
Bulutlar dağlarda örgütleniyor 
Yırtılan göklerin gazabından korkuyorum. 
Zaman çentik çentik tükeniyor 
Çaresizliğin azabından korkuyorum. 

Yârin adıyla ıslatıyorum dudaklarımı 
Yüreğimde renk renk çiçekler açıyor. 
Bir yâr ki yüzünü saklar haramdan 
Süzülür prizmamdan al, yeşil, mor. 

Cuma günleri gibi en uzun yağmur saçlı 
Hasret kokar, sıla kokar, sevgi kokar. 
Kabımla kapçığımla ülfeti yoktur 
Bakınca daima özüme bakar. 

Bir çakır doğandır aşkın sıtması 
Geyikler koşuşur damarlarımda. 
Körelmiş tırnaklarını rüzgârla sivriltir dağlar 
Biraz daha viranız her yitik baharda. 

Bulutlar dağlarda örgütleniyor 
Dağlardan, çığlardan, sellerden korkuyorum. 
Ölü denizlere hicreti anlatmak zor 
Aldığını vermeyen yıllardan korkuyorum. 

En arkalarda kalmış topal bir bulut 
Vadimizin üzerinden seke seke geçip gitti. 
Çengelsiz bir türküyle seslendim arkasından 
Filim oracıkta bitti? 

BAHAETTİN KARAKOÇ
 
 
IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN 
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü 
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü 
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü 
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana 
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden 
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden 
Bebekler hayta hayta yürümeden 
Geleceğim diyorum, geleceğim sana 
Ne olur kesin bir takvim sorma bana 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 
Beklesen de olur, beklemesen de 
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende 
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde 
Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana 
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 
Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi 
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine değdi 
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? 
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana 
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 
Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden 
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben 
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden 
Gemileri yaksalar da geleceğim sana 
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif 
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız 
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif 
Ne güzellik, ne de tat var baharsız 
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana 
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman 
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan 
Kimseye uğramam ben sana uğramadan 
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana 
Takvim sorup hudut çizdirme bana 
Ben sana çiçeklerle geleceğim 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 

Bahaettin Karakoç
 
O SEVDA BURADA BİTTİ 

Bir edayla bir cilveyle 
Yüreğimi çeldi gitti. 

Elim ayağım tutuldu 
Bozuldum, o güldü gitti. 

Tefe koydu sırlarımı 
Sokak sokak çaldı gitti. 

Saltanatım bitti artık 
O yıktı, o sildi gitti. 

Bir kuştu, belki bir ışık 
Uçtu, göğü deldi gitti. 

Zamandan mekandan öte 
Gitmesini bildi gitti. 

Gel desem gelmez ki gayri 
Gelmezlere yeldi gitti. 

Gördüğüm bir düşmüş meğer, 
Bir sevdaymış geldi gitti? 

BAHAETTİN KARAKOÇ
 
 
 
AŞK MEKTUPLARI 
Bitsin seninle aşk mektupları 
Seninle başladı, bitsin seninle... 

Ve gün be gün, ben seni düşünürüm. 
Sen benim herşeyimsin ey sevgili. 

Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi, 
Ben hep uzaklara türkü yazarım 

Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın 
Kalemim adından başka ad yazmaz 
Bu kütükte başka bir ad okunmaz 
Narına nuruna kurban olduğum 
Seven sevdiğinden asla yakınmaz 

Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim 
Terhis olsam gidecek bir yerim yok 
Yüreğimden başka silah taşımam 
Bütün adresleri iptal ettim 
Benim senden özge gerçek yarim yok. 
Sen benim herşeyimsin ey sevgili 

Ben rol gereği aşık değilim 
Deme bu garibin benimle işi ne... 

Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır 
Aklanırsa adım, seninle aklanır. 

İstersen durmadan adres değiştir, 
Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni. 
Ben, türkülerde tanıdım Fizan'ı, Yemen'i 
Anlasam ki sesim sesine değmiştir, 
Bütün gemileri yakar gelirim. 

Bu bir taahhüttür; sına beni.. 
En deli rüzgarların önüne sür, bulut bulut, 
Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut. 
Son kurşunu kendime sıkar gelirim. 

Bir et kemik torbası değilim ben 
Bir hasar raporu değil yazdığım 
Bir aşk mektubudur ey sevgili, 
Kızıl kıyametten önce... 

Ve görmek için bakmaya gerek yok 
Her dilde güzeldir senin adın 

Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca 
Yeter ki görecek göz, göz olsun. 

Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok 
Dil hicâbından lâl olmalı seni anarken 
Ey benim tabibim, tacidarım 
Gündönümüdür ben seni bekliyorum 


Bahaettin Karakoç
 
 
BİR ÇİFT BEYAZ KARTAL 

Hangi yayla yeşil, nerde keklik çok 
Gel seninle orda olalım çocuk. 
Kayalar, kayalar... Sırt sırta vermiş; 
Kimi yeni mürit, kimisi ermiş. 
Otlar dalgalansın biz yürüdükçe 
Sular düze insin kar eridikçe, 
Gün burnunda bana mavi mavi gül; 
Ağız-burun lale, kaş ve göz sümbül. 
Doruklardan doruklara sekelim, 
Bir elim göklerde, sende bir elim; 
İkimizin yüreciği bir atsın, 
Bizi gören bin katarak anlatsın, 

Hangi yayla karlı, nerde çiçek çok 
Gel seninle orda olalım çocuk. 
Bulutlar, bulutlar iç-içe girmiş 
Bulutlar ki göğe perdeler germiş; 
Çiğdem devşirelim, çiçek biçelim 
Susayınca hep ezgiler içelim 
Batmasın eline bir gül dikeni 
Sen hep beni kolla, bense hep seni 
Çıkıp yükseklerden taş bırakalım, 
Kopan sese, kalkan toza bakalım, 
Tavşanlar ürkerken bu gürültüden 
Kaçan tavşanlara ıslıklar çal sen. 

Hangi yayla yüce, nerde kavga yok 
Gel seninle orda olalım çocuk; 
İster Maraş olsun, ister Erzincan, 
Sonsuzluk düşüne set değil mekan, 
Başın omuzumda, omuzum gökte 
Ölüm bir ak çiçek bu özgürlükte, 
Yaşamaksa bir ışık cümbüşüdür, 
Çağıl çağıl akan sevgi düşüdür. 
Hani gökyüzünün toy vakti olur, 
Kaynaşırlar yıldızlar bulgur, bulgur; 
En uzak nereyse ora gidelim, 
Bulutları yara yara gidelim. 

Hangi yayla serin, nerde bühtan yok, 
Gel seninle orda uçalım çocuk. 
Meşeler, ardıçlar, çamlar yan yana 
Biz kanat çırpınca dursun divana. 
Bir çift beyaz kartal, hey bu da nesi? 
Diyerek şaşırsın çobanların hepsi; 
İlk kez görüyoruz desin görenler, 
Bütün oymaklarda dolaşsın haber. 
Keşiş dağlarından görünsün İstanbul, 
Bütün dağ gölleri ışırken pul pul. 
Güzel dost, ey hüzne aşina yürek, 
Gel gidelim keklik gibi sekerek. 
Bahaettin Karakoç
 
SEVDALANIR SEVDALANIR SÖYLERİM 
Renkli vitraylara dönüşürken bir şiirin kıtaları 
Dolunayın ışığı ta kuyu diplerine vuruyor 
Bir vuslat sahnesi yaşıyor kuyudaki su 
İnceden bir türkü tutturuyor. 

Dişlerini toprağın etine derin gömen taş 
Bildiği bütün türküleri unutmuş 
Kekik ve reçine kokan rüzgâra soruyor notalarını 
Ufuk çizgisinde bir yer tutmuş. 

Değirmenci türküsünü unutmuş sulara soruyor 
Belleği tebeşir tozuna çevirmiş notaları 
Bir ateş gözlü puhu kayalarda sesini soyunuyor 
Küçücük yüreğine dolamış öteleri. 

Külde pişmiş bir kömbe tadı veren bu hayat 
Sabah beyaz, öğle mavi, ikindiden sonra hep bulutlu 
Her gece ovanın bir ucundan su içmeye gelir bir at 
Atın soluğundan kanatlanır su. 

Yolcu türküsünü unutmuş sanki dili lâl 
Yokluk ellerini ısırıyor ceplerinde 
Gönül en zehirli çiçeği yakalıyor dal dal 
Avını kollayan bir yılanın gözlerinde. 

Kömür de iz bırakır renkli tebeşirler de 
Sonsuza dek kardeştirler kara ile ak 
İster at sırtında ol ister teneşirde 
Sönmeyen her tutku bir kızıl zambak. 

Çiçektir, ıtırdır, ışıktır benim türkülerim 
Sesimi boyayan bir beyaz kaçak 
Sevdalanır sevdalanır söylerim 
Dilimin yarısı güldür, yarısı bıçak? 
Bahaettin Karakoç
 
   
Наверх