
SANA NE SÖYLESEM ÖMRÜM
Güz geldi ah, güle ne söylesem
Sana ne söylesem ömrüm
Sen ki şiirler düşürürdün
Uzun uğultularla akan sulara
Toprağın tuzu, taşın izi olurdum
Ayışığı toplardın güllerden
Gecenin ürpertisinden çocukluğumuza
Kırgın kadınlarımıza yazılarda
Oradan oraya savurduğumuz
Sarılan sarılan yalnızlığa
Şimdi nasıl koysam yerine
Kırılan dalı, örselenen çiçeği
Okşasam usulca, öpsem öpsem
Bulutlarla düşlesem, kuşlarla düşünsem,
Şiirle sağaltsam sayrı yüreğimi
Sana ne söylesem ömrüm sana
Sen ki gümüş pullar düşürürdün
Bulanık karanlığına hüznümüzün
Yeniden yeniden kazanırdık umudu
Unutulurdu yenilgi, susardı ölüm
Güz geldi ah, güle ne söylesem
Sana ne söylesem ömrüm
Toparlan, kanınla katıl haydi
Kalan ömrünle, kanayan yanınla
Bir yoğunluğa koy günlerini
AHMET UYSAL
SONSUZ VE BÜYÜLÜ
Sisli şehirler bıraktın bana
Erken ölümünü kuşların
Ay ışığı da görünmez oldu
Çiçeksiz, yarım balkonumda
Uçuşan eteğini bulamadım
Kalbimi acıtıyor tenimin yarası
Her gece amansız bir sorgulama
Elimde kalan kırık dal ucu
Yırtıyor dokunduğu yeri
Kanlı bir hançer yatağımda
O kırgın yağmur sokağı da
İşte kaybetti ince yağmurunu
Silindi penceremdeki ıslak gölge
Yakıcı öpüşlerin sıcaklığı
Tuzun eski tadı unutuldu
Sivri bir hançer bıraktın bana
AHMET UYSAL
68 Kişiydi Ankara'da
seni öptüğüm sokakta mı
kaldı o yağmur, o rüzgar
duvarların ardı karanlıktı üşütürdü
soluğumuzla ısıtırdık ıssızlığı
ve biz aşıktık o yüzden aşkla
katılırdık işçilerin direnişine
ahmed arif'i arardık ulus'ta
hasan hüseyin içerdeydi
bulvarda şiir okur, sokaklara sığınırdık
parklara usulca kar yağardı
aklımızdan geçmezdi
kırılan bir dal, susuz kalan bir ağaç olmak
bir gün ölecektik iki güzel
kırmızı gül açacaktı toprağımızda
seni öptüğüm sokakta
ne o yağmur kaldı, ne o rüzgar
Ahmet Uysal
Aya Tapma Günleri
dönmeyen kuşlar yüzünden,
tutup bir uzaklığı sevdim;
gözleri eylül yağmuruydu,
güneşin doğuşu troya’da,
öte yakasıydı boğazın
ah, şu kar altında uç veren
dağ zambakları yok mu
yalınlığı sevdim onlar yüzünden;
az az söyleyip susmayı,
aşk kılmayı her yolculuğu
şiir yazmasan da olur ey,
demeleri boşuna olamazdı,
şiir zamanlara savruluyordum
oraya, yok olmaya, son olmaya
dudağımla, kalbimle!
görün işte sunaklara sığındım
ilkel şamanımla içimdeki,
aya tapmanın güzelliğine;
yağmura, rüzgâra bürünmeye
uzanmaya bir dağın duldasına…
Ahmet Uysal