
AŞK VE KUYRUKLU YILDIZ
Gittiğim bütün hekimler aynı şeyleri söylediler
söz birliği etmişcesine
"Aşk hastalığıdır bunun adı
Ve çok sarsar insanı bu yaştan sonra"
Oysa ne yalan söyliyeyim,
Ben yalnızca
Bir kuyrukluyıldıza
Çarptığımı sanmıştım
Yaşamın çıkmaz sokaklarında yürürken
Yüreğim bir patlamayla aydınlanınca.
Akgün Akova
ÇİÇEĞE DURUR GİBİ UYANIŞIM
Sabah sabah
Bir uyandım bir uyandım sormayın
Çarşafım yeni ya biraz ondan bilindi
Güneşti camdan vuran serseri kılıklı, kar bile yağsa
Belki bir meleğin sırtını kaşımış
Ya da kafayı üşütmüştüm sağımdan kalkarak
Hepsi olabilirdi
Bugün aybaşı, maaş alacak
Talih kuşu başına konacak, ondandır dendi
Biri de tutturdu düşümde cenneti görmüşüm
Boşversene sen arkadaş
Öyle olsa cenneti bırakır da uyanır mıyım hiç
Hiçbiri değil dostlar hiçbiri değil
Çiçeğe durur gibi uyanışım
Akpak sevdamdan
Ve böyle bir günün say say bitmez güzelliği
KUŞ BAKIŞI
Senin bakışın sevgilim
Senin bakışın
Bulutlarla yanak yanağa gezen kırlangıç
Uçurumların anlamını bilen albatros
Yağmurlu günlerde güneş devrimi yapan güvercin
Senin bakışın
Telefon kulübesinde sesimle sevişen kumru
Gökgürültüsünün üstünden geçen turna
Emeğin kavgasına kanat veren kartal
Senin bakışın sevgilim
Senin bakışın
"çok uzaklara gitmeliyim kendimi bulmak için" diyen leylek
"uzaklara gidersen yitirirsin yakınındakileri" diyen serçe
Baştankara, içimdeki yazı bahçesine dadanan
Sevgilim
Senin bakışın
Kısa otlara uzun dalların öykülerini anlatan
Çalıkuşu
Çocukluğumun şeytan uçurtmalarıyla yarışan saka
Aynanın önünden yavaşça geçen tavuskuşu
Sevgilim
ışığın yırtıldığı yerde gökyüzünü bekleyen
Ispinoz senin
Bakışın
Gökdelenin bodrumunda yuvasını arayan tarlakuşu
Odun kafalıları hırpalayan ağaçkakan
Sevgilim
Savaş gemilerinin üzerine yağan martı senin bakışın
Senin bakışın
Geceyi, seviştikçe kanadı kanayan geceyi
Boşluğun ıslığıyla aralayan yabankazı
Gerçeküstü pelikan,
Gökyüzünde su kanalları açan pelikan
"yakaladığım en büyük balık sensin" diyen
Yalıçapkını senin
Bakışın
Sevgilim
Senin bakışın
Konduğu ağaçlara bir bir sarıldığım ardıçkuşu
Sürüden erken ayrılan bıldırcın
Cerenin sırtında uyuyan keklik
Sevgilim
Senin bakışın yağmurkuşlarının nem bolluğu
Yıldızların felsefesini bilen kukumav
Cennet papağanı, yatağımda gökkuşağını uyutan
Kuşların müzik öğretmeni bülbül
Senin bakışın
Ezilenler başkaldırdıkça sevinçle öten
Kızılgerdan
Sinema karanlığında dudak çırpan İstanbul kuşu,
Öyle bir kuş varsa eğer
Geceyle gündüzü tüylerinde eşitleyen saksağan
Sevgilim
Senin bakışın
Mutsuzluğa gagasıyla gülümseme biçen kayaşakrağı
Yapraktan çimene haber götüren ötleğen
Van Gölü'ne gölgesi vuran atmaca
Aladağlar'da iç geçiren şahin
Senin bakışın
Denizcilerin unuttuğu bahri
Gemicilerin unuttuğu suyelvesi
Sevgilim
Hiç unutmadığım yelkovankuşu senin bakışın
Yüzümdeki gökyüzü
Bakışlarındaki kuşlarla tanıdı kendini
Sevgilim senin yüzün
Senin yüzün
Eski kuşların yeni seyir defteri
Akgün AKOVA
BAK FENA OLUR
Bir gün ayrılırsak
Sevilmekten eskimiş bir renk sanırım kendimi
Gözbebeğime bakarım senin yüzüne özgü
Gece gece
Abone olduğumuz o parkta bulurum kendimi
Köşe bankta sırt üstü yatıyorumdur
Söylemem gerek mi bilmem, zırlıyorumdur
Rıhtımlar dolusu narçiçeği sen
Birkaç ton körkütük ben
Bir öyle bir böyle sanıyorumdur kendimi
Bir gün ayrılırsak
Gülkurum, çılgın diye an beni
De ki bulutlanarak, onu sevdim gibi
Kellesi kulağı düşüktür şimdi ayrılmışlıktan
Göğün beline keman teli sarıyordur
Her zamanki gibi
De ki
Kulağına doldurduğu denizler seslenip gidiyordur
Sözcükleri muz gibi soyuyordur ortalık yerde
Yine Şiirzade Akgün Efendi sanıyordur kendini
Bir gün ayrılırsak
Dövünen çok olur, sevinen daha da çok
Takla atanlar olur haber üstüne
Göbek atanlar
Ülseri azanlar olur
Bir gün ayrılırsak
Bak fena olur